Kayıtlar

Kötü Yol İyi Yere Varmaz

Resim
Bir Yer Güzelse, Yolu da Güzeldir Şehrin gürültüsünden uzakta, bir derenin kıyısında saklı, küçük ve şirin bir köy hayal edin. Henüz modern dünyanın telaşı ulaşmamış, doğası bozulmamış ve insanlığın sıcaklığını yitirmemiş bir yer olsun burası. Şehirden bu köye doğru bir yolculuğa çıkalım zihnimizde. Şehirden uzaklaştıkça, trafiğin uğultusu yerini sessizliğe bırakır, beton binaların yerini yemyeşil ağaçlar alır. Yol boyunca derelerin huzur veren sesi, yabani hayvanların ürkek bakışları ve kuşların neşeli cıvıltıları eşlik eder bize. Nihayet, köyün kendine özgü mimarisiyle inşa edilmiş evleri belirir ufukta. Horozların ilk ışıklarla yankılanan sesi, çocukların kahkahaları, eşeğin içten anırması ve toprağın kokusuyla karışan tezek kokusu karşılar bizi. Güzel bir yoldan, güzel bir yere varmış oluruz. Şimdi de tam tersini hayal edelim: Köyden şehire doğru bir yolculuk. Şehire yaklaştıkça, doğanın o büyüleyici güzelliği yavaş yavaş kaybolur. Yerini gri beton yığınları, bitmek bil...

Şapka

Çocukken balık tutmak için Bakırçay’a giderdim. Köyümüz Poyracık Bakırçay'dan üç dört kilometre uzaklıktaydı. Her seferinde önce Bakkal Faruk Amca’ya uğrar, iki metre misina ile birkaç kanca alır, sonra da kargıdan kamışın ucuna bağlayarak yola koyulurdum. O yaz günü de öyle başlamıştı. Balığa gitmiş ve çoğunlukla olduğu gibi eliboş dönüyordum. Güneş tepede kavuruyor, yol boyunca bir tane bile ağaç gölgesi bulamıyordum. Geçen araçlar, ardında koca bir toz bulutu bırakıyor, o toz da terli yüzüme yapışıyordu. Ne şapkam vardı ne güneşten korunacak bir gölgeli bir yol. Kara saçlı, esmer bir çocuk olduğumdan güneşte karadıkça kararırdım. Bazı günler at arabası ya da traktör denk gelirdi. Ama o gün şansım yoktu. Bir ara ilerde yerde bir şey fark ettim. Yaklaştıkça şekli netleşti. Kırmızı, yeni bir şapkaydı bu! Muhtemelen biraz önce yanımdan geçip beni almayan traktördeki gençlerden birinindi. Etrafı kolaçan ettim, kimse görünmüyordu. Şapkayı aldım. Az ilerideki tulumbaya varı...