Kayıtlar

Ankaradayım

Resim
Ankaradayım. Nuriyeler yaşasın diye. Ankaradayım. İşime döneyim diye. Ankaradayım. Düşüncesizler işten atılmasın diye.    Uzun zamandır yazmıyorum. Keyifli yada heyecanlı değilsem yazmak işkence. Merak etmeyin direnişi bırakmadım. Bu arada neler oldu neler. Ankarada direnenelere desteğe de gittim. Bodrum' da meydana da çıktım. Bodrum' daki direnişim için "Meydana çıkmak" ifadesi daha uygun geliyor. İyi bir iş çıkarıyor muyum bilmiyorum ama kaleye şut çekiyorum. En doğru en iyi şutu atıyor muyum belli değil. Sadece şut atmaya devam ediyorum. Kendimi, dünyanın bütün diktatörlerini barışçıl yollarla devirecek güçte hissediyorum. Ancak böyle söylemenin faydası yok. Bazı sloganlar da anlamsız geliyor. Mesela tek başıma yada iki üç kişiyle "Direne direne kazanacağız!" Yada tek başıma Bodrum' da "Faşizme karşı omuz omuza!" desem olur mu?      Kaleye şut atmaya gelince. Maçda bir adaletsizlik var. Ülkede adalet olmadığını düşünen bütün insanlar bi...

ANITI DERHAL ÖZGÜR BIRAKIN

Resim
Işimizi isterken polis anons ediyor. Dikkat dikkat insan hakları anıtı önünde toplanan gruba sesleniyorum yaptığımız Eylem kanunsuzdur derhal dağılın! Dün biz de insan hakları anıtının etrafina barikat kurup ülkemizi dünyaya rezil eden polislerin bize söylediğini kendilerine söyleyerek "Dikkat dikkat insan hakları heykelini esir alan polis grubuna sesleniyorum yaptığınız eylem kanunsuzdur heykeli derhak özgür bırakın." Dedik. Polise benzemek için kartondan kalkanlar ve kagıttan bir megafon yaptım. Polisin kalkanı ile karton kalkanımı karşı karşıya getirmeyi düşundüm. Ayrica kuş uçurmadıkları barikatın içine üzerinde büyük harflerle "Nuriye Semih Yalnız Değildir. ve " İşimizi istiyoruz." yazan  kağıttan uçaklar yapıp attık.     

Direnişim Halkın Direnişidir.

Resim
Nuriye ve Semih' in 107 günlük açlığını Bodrum Halkına duyurduk. İstanbuldan gelen yeni tanıştığım dostlarım direnişe sahip çıktılar. Halkla konuştular Nuriye ve Semihi öyle etkili anlattılarki onları izlemek çok hoşuma gitti.  Tabiki bu direniş onlarındır. Nerede zulme başkaldırı varsa hepimizindir.

Üşengeçlikten Yalan Söylemek

Resim
Dün Ramazan abim, Gamze ve annesi ile birlikte, halka Adalet yoksa ne yapmalı sorusunu sordum. Beş seçenekli cevapların birinin altına doğru işaretini yapacaklardı. Fakat kısa sürdü. Bakın neler oldu. Üşengeçlik, kötülüğün temel sebebidir. Yalan, hırsızlık, dolandırıcılık, gasp ve benzeri suçların da altında bulunur. Karşılaştığımız sorunların birden fazla çözümü vardır. Kolay ve çabuk çözümler kötü, uzun ve emek isteyen çözümler iyidir. Polis dün yerdeki dövizi sökmeye üşendiğinden benim sökmem için yalan söyledi. Sök gidelim sana çay ısmarlıycam ceza yazmıycam dedi. Ramazan hocam, Gamze ve annesi de yalana tanık oldu. Böyle bir yalana nasıl mı kandım. Daha önce de aynı polis aynı cümleyi kurmuş ve bir çay ocağında çay ısmarlamış ceza kesmemişti. Aslında bu defa yalan söylediğini anladım da yine de bu duruma düşmesini istedim. İnanır gibi yaptım. Yerdeki dövizi kendim söktüm. Yürüyerek karakola geldik. Karakola niye gidiyoruz? Diye sordum. Çayı karakolda içecez dedi. G...

Adaleti Suyla Yazınca da Ceza Var.

Resim
İki üç şu şisesi alıp kapaklarının ortasına özenle delik açtım. Yere tanesi bir metre büyüklüğünde harflerden ADALET yazdım. Okuyanlara ilgilenenlere "Bir tane de siz yazar mısınız? İşte kalem" deyip kapağı delik şişeyi uzatıyorum. Çok güzel yazdılar. Yüksel kameramanım, Ramazan Abi de açıklama yapanımdı. Turistler de yazdılar. İlgi büyüktü. Daha büyük bir şişenin kapağını delerken bir ses "Demek bıçağın var." dedi. Çakımdan bahsediyordu. Başımı kaldırdım polisi gördüm. Moralim bozuldu. Evet. Moralimiz bozuluyor polisi görünce. Yere suyla adalet yazdığım için vicdanı sızlamadan ceza kesecek. Büyük şişeyle yazmak için yöneldiğimde kaptı elimden şişeyi lanlı lunlu konuşan. Şişeyi küp taşlardan birinin yanına koydu. Ceza kesip hastaneye götürdüler. Doktora durumu anlatıp darp yok ama ruh sağlığım bozuk dedim rapora yazdı. Dönüşte alana geldim.  Baktım şişe duruyor Daha büyük harflerle ADALET yazdım. 2007 yılında mezun ettiğim Deniz OKTÜRK ve Cenk ÇAPGIN yanıma gel...

İlk Beraatimiz.

Resim
Dün benim için özel bir gündü. Eylemime desteğe gelen arkadaşlarımı görünce korkan egemenler hakkımızda gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefetten açtırdıkları davanın ikinci duruşması vardı. Bizi iki avukat savunacaktı.  Haziran hareketinden Ercan ve  Nuriye ile Semih' in de  avukatı halkın hukuk bürosu avukatlarından Engin Gökoğlu' ydu. Ercan, eylemimin ve destekçilerimin suç işlemediğini belirten örnek yargıtay kararlarını geçen hafta dosyaya sunmuştu. Adalet biraz bile varsa Ceza almayacağımızı söylemişti. Bodrumdaki sivil toplum kuruluşlarından ve siyasi parti temsilcilerinden yaklaşık yirmi dostumuz geldi. Duruşma salonuna hep birlikte girdik. Dostlarımızın bazıları ayakta dinledi.  Kamer Fatma ve ben sanık kürsüsüne geldik. Hepimiz için ilkti. Umarım son olur. Kürsü dar yanyana dursak mubaşirin yolunu kapatıyoruz arka arkaya dursak komik olacağız. Fatma ve Kamer uzun süre duramıyorlar. Hareket edip ara sıra fısıldasıyorlar. Duruşmadan sonra bana sen nasıl kımıl...

Adalet Var mı?

Resim
  Dün bir anket yaptım. Halkımız "Adalet var mı?" sorusuna el yazıları ile cevap verdiler. % 100 yok çıktı. Polis de beni götürüp 227 lira para cezası keserek "Yok" yazdı. Polisin biri soruyor "başkaları çıkmıyor sen niye meydana çıkıyorsun? En cesur sen misin?" "Hayır ben onlardan daha korkak olduğum için çıkıyorum." dedim.