Kayıtlar

Direniş iyi görünümlü Kötüleri Rezil Eder.

Bakar mısınız? Kalkanlarla görüntü almayı engellediler. Utanıyorlar yaptıklarından, rezilliklerinden. Kimse görmesin aman. Belki gezi direnişi patlak vereceğinden belki de  oylarının düşeceğinden korkuyorlar. En çok da saraylardaki yaşamlarının biteceğinden korkuyorlar. Hükümetin düştüğü bu durum direnisn kazanımlarından biridir. Direniş, iyi görünmeye çalışan kötünün maskesini düşürür, rezil eder. Yüksel caddesinde direnenler onurumuzdur. https://www.facebook.com/444537122702786/posts/505112236645274/

Yüksel Direnişi Onurumuzdur.

Ankara Yüksel Caddesi' nde işlerini geri istemek için yaklaşık 800 gündür günde iki defa basın açıkaması yapan memur ve işçiler evlerinden gözaltına alındı ve sekiz gün nezarette tutuldular. Öğrendiğimde denizdeydim. Yelkenle Aşağıdaki açıklamayı yaptım. https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10156930443254357&id=556459356

Kaçacak Olsak Direnir miyiz?

Resim
Emirle suç işleyenler bizi araca tıkma işini aceleyle yapıyor. Akşam maç mı var, dizi mi var bilmem. Bu akşamki  işimizi istemede, Alev' i karga Tulumba araca attıklarını görünce beni götürenlere "Aceleye gerek yok. Kaçmayacağız" dedim. Kaçacak olsak pankart açıp üstlerine yürür müyüz? Biraz sakinleştiler sanki. Ama Alev' in bir tutam saçını yolmuşlar. Alev' in  Nazan' ın, Gülnaz' ın, Nuriye' nin, Acun' un, Nazife' nin, Selvi' nin, Nursel' in bir tutam saçını kaybetmek bir ormanı kaybetmek kadar acıdır. Sanırım araca kendim yürüdüğüm için az zarar görüyorum. Acun hocam gözaltı aracında ülkenin durumuna uygun güzel bi hikaye anlattı. Alttaki videoyu izleyin lütfen. Direnenler halkın, kirletilmiş pencerelerini siliyor. Hastanede kendi aramızda konuşurken kadın doktorun biri yanımızdan geçti. Acun hocam, sessizce "Bizi şikayet eden doktor buydu" dedi. Doktor duymuş olacak " Evet o bendim. Ayağıma sıkarsınız bi ara" dedi...

Moralsiz de dikildim.

Resim
Dün Moralim kötüydü. Son günlerde hep kötü zaten. İşimi hukuksuzca elimden alanlara karşı eyleme çıkacaktım. Sobayı tutuşturdum. Dövizi sobanın yanında yazmak iyi oluyor. "İşimi, Öğrencilerimi Geri istoyorum." Yazdım. Hava soğuk olduğundan mıdır, eyleme çıkmak istmeyişimden midir ayaklarım geri geri gidiyordu. Önce kıyafetimi beğenmedim, sonra rüzgarı fazla buldum. Bisikletle gidecektim. Strafordan dövizi taşıyamayacağımı düşündüm. Ayakkabılarımın biraz ıslak oluşu da dahil her şey olumsuzdu. Sonra "Doğru yu yapmak zordur" ilkem aklıma geldi. Yanlış kolaydır, çabuktur, gösterişlidir. Doğru ise ya hiç görünmez ya da kirli, pejmurde, görünür. Yanlış hemen mutluluk verir, doğru ise zamanla. Yanlış kahkaha attırır. Doğru sessizce mutlu eder. Bunlar tecrübelerim sonucunda ulaştığım düşünceler. Böyle düşünüce bir güç geldi. Yürüyerek belediye meydanına geldim. Yer soğuk olduğundan dikilmeye başladım. (Babam eylemime dikilmek diyor.) Öğrenciler geçtiler. Okuyup baş çeviren...

Yelkene Yazdım

Resim
Motorsuz yelkenliye "İşimi Öğrencilerimi İstiyorum." Yazdım. Bodrum kıyılarında seyir yaptım.

2019' a Girmek

Resim
"Açlığa mahkum edilmiş bir insan yeni yıla direnişle girmeli." diye düşünüp Bakırköy meydanina doğru yola koyuldum. Orada aylardir işini geri almak için her pazartesi oturma eylemi yapan iki  öğretmen var. Selvi ve Nursel Öğretmen. Hiç haber vermeden yanlarına oturup yüzlerini güldürecek ve birlikte gözaltina alınacaktım. Bir saat kadar erken gittim. Bir bankta güneşlenip beklemeye başladım.  Ara sıra benden on-onbeş yaş genç erkekler etrafıma gelip taciz eden bakışlar attılar. Pek önemsemedim.Sanırım.Sivil emirle suç işleyenlerdi. Bakırköy İş İstemesi' nde cezalar bereketli oluyor. Amaa Selvi ve Nursel demirden yapılmış. İşkence ile gözaltı nezarethane, alan yasağı cezası, tutuklamalar işlemiyor. Her pazartesi yine açıklama ve oturmaya geliyolar. Bi de Necdet abileri var. Çekim yapabilmek için kamufle bile oluyor. Valla eylemi çekmek daha zor. Eylemci çıkıyor konuşuyor gözaltına alınıyor ve bunu öngörebiliyor. Çeken ise hem iyi bi çekim yapmak hem de polisin çekimi engel...

Direnişim

İstanbuldaki ve Ankaradaki açlığa mahkum edilmeye karşı direnişlere destek oluyorum. Bodrum' da eski heyecanımı kaybettim. Alana çıkmayı eskisi kadar istemiyorum. Çıkınca da sosyal medyada paylaşmak istemiyorum. Bir bakışa göre çürüyorum. Halk hayatından memnun gibi görünüyor.Faşizmi eleştirmek sadece sohbet konularından biri. Sonra da bir fıkra ile sohet devam ediyor. Sosyal medyada beğenilmek ve paylaşılmak hastalığa dönüşüyor. Artık blogda yazarım. Belki. Çünkü hiçbirşeyi uzun süre yapamıyorum ki.